Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Nasıl Yürek Dayansın? 1963-1974 Kıbrıs

ENOSIS… EOKA… AKRİTAS PLANI… EOKA-B… IPHESTOS PLANI…

EOKA-B terör örgütü militanı olan Rum Andreas Dimitriu, yıllar sonra bir Rum gazetesinin birine verdiği demeçte Taşkent Katliamı ile ilgili olarak, işledikleri soykırım suçunu şöyle itiraf etti:

Ne yaptıysak devletin yasal güçleriyle birlikte yaptık. Köydeki 89 Türk erkeğini topladık. Onlar öldürüleceklerini bilmiyorlardı. Toplananlar Hirokitia’dan gelen askerler tarafından götürüldü. Toplanan Türk erkekleri daha sonra topluca öldürüldü, dozerlerle açılan çukurlara gömüldü…

Bu ifadeler adeta, Kıbrıs Türklerinin 1963’ten itibaren maruz bırakıldıkları acı ve zulmün özetiydi…

İngiliz hâkimiyetinde 1960 yılına kadar kalan Kıbrıs adası, bu tarihte bağımsız bir devlet oldu.

İngiliz hâkimiyeti yıllarında Kıbrıslı Rumlar içerisinde zaman zaman Yunanistan ile Kıbrıs Adası’nın birleşmesi yani Enosis amacı ile birtakım faaliyetler görülmüştür.

1955 yılına geldiğimizde Yunanistan, Enosis’i gerçekleştirmek amacı ile Kıbrıs’a Georgios Grivas adlı bir subayını göndererek EOKA isminde bir terör örgütü kurdurmuştur.

Adadaki İngiliz yönetimini hedef alan EOKA terör örgütü, ilk saldırısını 1 Nisan 1955 tarihinde gerçekleştirdi. EOKA teröristlerinin ilk saldırısından 3 ay sonra, saldırıların yönü bu kez Türklere çevrildi.

EOKA’nın siyasi lideri Rum Kilisesi Başpiskoposu III. Makarios ve askerî lideri Georgios Grivas sistemli ve planlı saldırılarını Kıbrıs’ın geneline yaydı.

Her ne kadar bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk birkaç yılında, 1960-1963 yılları arasında ada’da barış hâkim olmuş gibi görünse de Makarios, Grivas ve Yunanistan yöneticileri; ortak yönetimi ve 1959-1960 Antlaşmaları ile Türklere sağlanan hakları, Enosis’i engellediği için kabul etmek istememişlerdir.

Türkleri, kurucusu oldukları devlet yönetiminden uzaklaştırarak Kıbrıs’ın hâkimiyetini kendi ellerine almak ve Enosis’i gerçekleştirmek için saldırılara yeniden başlamışlardır.

EOKA Terör Örgütünün 21 Aralık 1963 tarihinde başlattıkları bu saldırılar, 1955-1960 yılları arası yapılan saldırılardan farklı özelliklere sahiptir.

Rumlar, 21 Aralık 1963 sonrası saldırılarını, Türkleri Kıbrıs yönetiminden atacak, Ada’dan yok edecek sistemli bir saldırının planı olan Akritas Planına göre yürüttüler. Sonuç olarak ENOSİS’i hedefleyen plan sistematik halde tatbik edilmiştir.

Akritas Planı 1974’te güncellenecek ve Iphestos Planı adını alacaktı.

Bu Planın uygulanması sonucunda, Kıbrıs Türklerine yönelik birçok katliam gerçekleştirilmiştir. Bu katliamlarda, binlerce Türk öldürülmüş, yaralanmış ve göç etmek zorunda kalmıştır.

Iphestos Planı’nın aşamaları, Kıbrıs Türklerinin yaşadığı tüm köy ve mahallelerin ele geçirilmesi, Türklerin toplu olarak öldürülmesi ve Türklerin adadan sürülmesi ve Enosis’in ilanı demektir.

Iphestos Planı, Kıbrıs Sorunu’nun en karanlık dönemlerinden birini temsil etmektedir. Iphestos Planı, uluslararası hukukun açık bir ihlali niteliğindedir.  Plan, Kıbrıs Türklerinin soykırımına yönelik bir girişim olarak kabul edilmektedir ve Kıbrıs Türklerinin adadaki varlığını büyük ölçüde tehdit etmiştir. Çoluk çocuk, kadın erkek demeden sistemli saldırı ve cinayetlerden söz ediyoruz. Etnik temizlik ifadesi hafif kalır, fiilen soykırım adımıdır. Bu planların sorumluları, uluslararası hukuk önünde hesap vermelidir.

Kıbrıs’ta 21 Aralık 1963’te Rum EOKA terör örgütü militanlarının Kıbrıs Türklerine yönelik başlattığı ve tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen katliamın üzerinden 58 yıl geçti. EOKA’cı militanlar ilk büyük katliamını, Lefkoşa’da bulunan Ayvasıl köyündeki Kıbrıs Türklerine karşı 23 Aralık 1963’te gerçekleştirdi. Bu köyde daha sonra toplu mezara ulaşıldı. (Arşiv) ( BYEGM)

İngiliz gazeteci Harry Scott Gibbons 21 Aralık 1963’te başlayan Rum saldırılarının görgü tanığı olarak, olayların için şunotu düşmüştü:
…Soykırım… Kıbrıs Türklerinin topyekûn imhası-başlamıştı.

Gibbons London Daily Expres gazetesinde dönemin Ortadoğu sorumlusu olarak Kıbrıs’ta bulunmaktaydı. 21 Aralık 1963 tarihinde başlayan Rum saldırılarına yakından şahit olan ve gördüklerini yazan Gibbons, kitabının ilk bölümünü 1968 yılında kaleme almıştır.

Kitabının önsözünde, Kıbrıs’taki olaylar için “genocide-soykırım” ifadesini neden kullandığını şöyle açıklamaktadır:

Soykırım denmezse, en azından Batılı politikacılar ile Birleşmiş Milletlerin gözünde, olay hiç olmamış demektir. Aksi takdirde, aynı kişiler, sorunlara çözüm bulunamayacağını ve barış antlaşmalarının düzenlenemeyeceğini iddia ederler. Ama ben bir politikacı değilim. Ve benim ne Birleşmiş Milletlere ne Avrupa Birliğine ne de Amerika Birleşik Devletleri’ne borcum veya bağımlılığım var. Bu nedenle ‘soykırım’ kelimesini kullanmaktan korkmuyorum ve çekinmiyorum.

Kıbrıs’ı kan gölüne çeviren Rum vahşetine gelince…

Lefkoşa Türk Lisesi bahçesinde oyun oynayan Türk öğrencilere 21 Aralık 1963’te Rum polisler ateş ederek 2 Türk öğrencisini yaraladılar. Rumlar aynı gün içerisinde Lakadamya bölgesinde okuldan evlerine giden çocukların servis araçlarına ateş açtı. 5-7 yaş grubundaki 8 Türk çocuğundan biri, sırtına kurşun isabeti sonucu öldü.

Bu olayın ardından  24 Aralık 1963 gecesi, Kumsal bölgesine Terezepulos kod ismini kullanan Yunan subayı liderliğinde 150’den fazla tam teçhizatlı Rum EOKA militanı geldi. EOKA militanları, Yunan komutanın idaresinde, insanlık tarihine kara leke olarak giren Banyo katliamını yapmışlardır.

Kıbrıs Türk Alay Komutanlığı’nda görev yapan Elazığlı Binbaşı Nihat İlhan, burada İrfan Bey Sokak 2 Numara’da ikamet etmekteydi. Nihat İlhan görevdeyken, eşi Mürivet İlhan, çocukları 6 yaşındaki Murat, 5 yaşındaki Kutsi ve 10 aylık bebek olan Hakan olay günü evdeydiler. Rum asker ve teröristlerin geldiklerini duyunca, evin banyosunda küvet içerisinde saklanmaya gitmişler; ama Yunan komutasındaki Rumlar tarafından o küvet içerisinde canice katledilmişlerdir.

Saldırılar bundan sonra iyice hız kazandı. Kumsal katliamının ardından Ayvasıl köyü, 23-24 Aralık 1963’te Küçük Kaymaklı’da, 8 Şubat 1964’te Arpalık Köyü saldırıya uğradı. Vahşetin haddi hududu yoktu. EOKA tarafından öldürülen Türkler için Rumların kontrolündeki Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından soruşturma dahi yapılmadı.

15 Kasım 1967’de ise Boğaziçi ve Geçitkale Saldırıları  yaşandı.

Bu katliamların Rum Milli Muhafızları tarafından önceden planlandığı, BM Genel Sekreteri U Thant’ın hazırladığı rapora da girmiştir. Makarios 1974 yılında Yunanistan ve Grivas’ın desteklediği EOKA-B’yi, Grivas öldükten sonra yasadışı ilan etmiştir.

Yunan Askerî Cuntası’nın desteği ile Makarios’a askerî darbe yapılmış yönetime tek amacı tek bir Türk kalmayana kadar savaşmak olan terörist Nikos Sampson getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ni müdahale noktasına getiren olaylar işte böyle gelişti.

Türkiye bu duruma diplomatik bir çözüm bulunmayınca Garanti Antlaşmasının kendisine verdiği müdahale hakkını kullanarak Kıbrıs’a askerî çıkarma yapmıştır. Birinci Barış Harekatı’nın başlamasıyla birlikte Rumlar Türk köylerine saldırmışlardır.

20 Temmuz 1974’te Rumca Aleminos denilen Alaminyo köyü Rum militanların saldırısına uğramıştır. Rumlar burada yaşayan ne kadar Türk varsa toplayıp köyde bulunan Rum okuluna hapsetmişler ve genç olan Türk erkeklerini kurşuna dizerek öldürmüşlerdir. Öldürdükleri Türklerin cesetlerini iş makinaları ile açtıkları çukurlara gömmüşlerdir. 24 Temmuz günü Aleminyo köyü, ardından Gaziveren köyü saldırıya uğradı. Bu köylerde yaşayan Türkler öldürüldü.

21 Temmuz 1974’te ise Rumlar Limasol’da yaşayan Türklerden silahsız 26 kişiyi öldürmüş, 1.750 Türkü de rehin almıştır.

Sampson, Kıbrıs’ta Türklere karşı yapılan kanlı saldırıların hem planlayıcısı hem de uygulayıcısıdır.

14 Ağustos 1974’de Atlılar, Muratağa ve Sandallar Köyleri Saldırıya uğradı.

20 haneden ibaret, savunmasız durumdaki Atlılar köyünün kadın ve çocuklardan oluşan Türk ahalisi 14 Ağustos 1974 tarihinde gelen Rumlar tarafından köy dışına çıkarılmıştır. Burada ahali elleri arkaya bağlanarak sıralanmış ve Rumlar genç, yaşlı, bebek, kadın demeden bu Türkleri kurşuna dizmiştir.

Daha sonra iş makinaları ile 20 metrelik bir çukur açılmış ve Türkler o halde çukura atılmışlardır.

Atlılar’da vahşet yapan Rum militanlar soykırım faaliyetlerine Sandallar ve Muratağa’ya geçerek devam etmişlerdir.

Rumlar, Sandallar köyündeki Türkleri toplamışlar ve Muratağa köylüleriyle beraber, köylerin birleşim noktasında bulunan çöplüğe götürerek kurşuna dizmişler ve daha sonra da öldürdükleri Türkleri yakmışlardır. Bu saldırıda 88 sivil kadın-çocuk demeden öldürülmüştür.

Cesetleri bir çobanın bulduğu Muratağa ve Sandallar katliam çukurunda 2 haftalık bebeklerin yanı sıra çok yaşlı olan Türklerin de olduğunu yabancı gazeteciler de tanık olmuştur.

15 Ağustos 1974’te ise Taşkent Saldırısı gerçekleşti.

Larnaka’ya bağlı olan Taşkent köyüne, Rumlar 15 Ağustos’ta saldırmışlar ve masum 50 sivil Türk’ü acımasız şekilde katletmişlerdir. Katliamdan yaralı olarak kurtulan Fuat Hüseyin Rumların canice saldırısının tanığıdır.

22 Temmuz ile 15 Ağustos 1974 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler kontrolündeki ateşkes sürecinde bile, planlı, organize bir şekilde bu saldırılar gerçekleşmiştir.

Rumların soykırım saldırılarında şehit edilen Kıbrıslı Türklerin sayısı kadın ve küçük çocuklar dâhil 2.100 kişidir.

Bu sayı BM’nin de katılımı ile 1981 tarihinde Kıbrıslı Türk lideri Rauf Denktaş ve GKRK’nin liderinin karar almasıyla kurulan Kayıp İnsanlar Komitesi’nin verdiği rakamdır.

Ailesinden haber alamayan Türklerin Kayıp İnsanlar Komitesine yaptıkları başvuruya göre sadece 1974 tarihinde 492 Türk kaybolmuştur. Kayıp İnsanlar Komitesi’nin yaptığı araştırma ve kazılara göre ise 2006 yılından bugüne kadar 492 kayıp Kıbrıslı Türk’ten 291 tanesi bulunmuş ve yapılan DNA testleri sonucunda kimliklendirilmiş ve ailelerine bilgi verilmiştir.  Bugün hâlâ 201 Türk’ün naaşı aranmaktadır.

Geçmişten ders alınmadan atılacak her adım, tarihin tekerrür etmesine yol açar… Ne demiş düşünür, ders alınsa, tarih hiç tekerrür eder miydi?

Konunun özeti şudur: Kıbrıs sorunu, “yes be annem!” mottosuyla kolaycılığa kaçıp geçiştirilecek kadar basit değildir.

  • Tayfun Çavuşoğlu

KAYNAKLAR:

Oğuz Yücel, “1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs’ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?”, Harp Tarihi Dergisi, Sayı:4, Aralık 2021

Talat Saral, Kıbrıs’ta Rum-Yunan Vahşetini Unuttuk Mu? https://www.caginpolisi.com.tr/eski_sitemiz/91/13-14.htm

Prof. Dr. Ata Atun, “Kıbrıs 1963… Kumsal Katliamı Nasıl Oldu” http://www.belgeseltarih.com/kumsal-katliami-nasil-oldu/

KIBRIS BARIŞ HAREKATI VİDEO SERİMİZDEN

Video Listesi

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Verified by MonsterInsights